|
Yozlaştırma hareketleri
İmamlar da kadeh kaldırdı
Almanya Büyükelçiliği, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Goethe Enstitüsü'nün ortak girişimiyle Türkiye'de Alman dilini ve kültürünü öğrenen imamların eğitimi tamamlandı.
Tebrik Etti
Alman Büyükelçiliği imamlar Almanya'ya gitmeden önce düzenlendiği resepsiyonda imamları tebrik etti. Büyükelçi Wolf Ruthard Born resepsiyonda yaptığı konuşmada, imamların Türklerin yoğun yaşadığı şehirlerde görev yapacağına dikkat çekerek, "Türkiye- Almanya ilişkilerinin sıkı olduğu dönemde görev yapacaksınız. Dini farklılıkları gözardı edip, ilişkilere katkı yapmanızı umuyorum" dedi. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Görmez de imamların aynı zamanda barış elçisi olarak görev yapacağını ve Alman kültürüyle uyum içinde olacaklarını belirtti.
Şarap Sohbeti
Alman Büyükelçi Born ile Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Görmez konuşmaların ardından imamlar için kadeh kaldırdı. Büyükelçi Born'un "beyaz şarap" kadehini kaldırması üzerine Görmez, "Portakal suyu, şarabın üzerinde olsun" dedi. Born ise "Şarap da bir meyvenin suyudur" yanıtı verdi. Kurslarda, 47 kursiyer 400 saat boyunca Alman Kültür'de eğitim aldı. Din adamları Berlin, Köln, Born gibi kentlerde görev yapacak.
Sabah Gazetesi
23.03.2005
Yozlaştırma ve Yabancılaştırma Faaliyetleri
Fethullah GÜLEN
Sızıntı, Ekim 1980, Cilt 2, Sayı 21
Tam bu binbir kâbusun kol gezdiği dönemde idi ki; ortalığı bütün şiddetiyle beşinci kol faaliyetleri kapladı. Erotik (1) düşünceye masumiyet hil'ati giydirildi. Şehvet, en merğub bir meta haline getirildi ve gençlik âdeta bir hezeyan topluluğu oldu. Artık kendi ruh köküne bağlı olanlar "dogmatist" ve "formalist" (2) diye damgalanıyor; millet ve vatanını sevmek ayıp sayılıyordu. Bir "Şirzime-i kalil" (3) her Allah'ın günü, çalakalem, millî ruhu iptizal (4) edici yazılar yazıyor, milleti kendinden kaçar ve kendine yabancı hâle getiriyordu.
Bu olup bitenler karşısında, temiz Anadolu halkı, ya kendine has sabır ve tahammül içinde beklemede veya hüsn ü niyetin verdiği duru anlayışla, bütün bu acayiplikleri "bir suskunluk içinde" karşılamaktaydı.
Birer ruh sefâleti ve aşağılık duygusu timsali sayılan zavallı "entelijansiyamızın" durumu ise, bütün bütün yürekler acısıydı. Ona göre şahsiyet gamzeden öze ait her nağme ordubozanlık; müstağriplik hesabına söylenen her türkü, Türk'e yücelik kazandıran bir madalyaydı!
Bu türlü kendinden kaçışlar ve haricî asimilasyonlarla iç değişiklikler, endişe verici buutlara ulaşmıştı. Ve artık, millet teknesi, sağa-sola yalpa yapan bir vapur gibi, batması, her an mukadder görünüyordu. Dillerde binbir yabancı türkü, dudaklarda binbir öldürücü şarap.. kimi erotizmle sarhoş; kimi libido ile, kimi eksistansiyalizmden medet umuyor; kimi hezeyan felsefesine dilbeste, durmadan mihrap değiştiriyor ve mabuttan mabuda (!) koşuyordu. İşte tam bu esnada, yabancı bir kısım eller, "hipnoz" görmüş bu ruhları metrolara bindirip harıl harıl kendi dünyalarına taşımaya başladılar. Cinnet nöbetleri içinde bütün bir nesil, Hasan Sabbah'ın yalancı cennetlerine benzeyen bu cennetlere davet ediliyordu.!
[1] Erotik: Şehvanî, cinsel
[2] Doğmatist ve formalist: Kesin fikir beyan eden ve şekilci kimse.
[3] Şirzime-i kalil: Küçük ehemmiyetsiz cemaat.
[4] İbtizâl: Verilen bir nimetin kadrini bilmeyip kötüye kullanma.
|